11 Mayıs 2013 Cumartesi

Ya şizofren, ya IQ'su nirvana! Ama şunu öğrendim, bir şeyi yapmasını hiç beklemediğin insanlar, en çok beklediğin olsun.

23 Aralık Pazar, doğum günüm. Gayet de eğleniyorum, çünkü yakın bir erkek arkadaşım bana sürpriz doğum günü hazırlamış (ki benim haberim vardı, ama yine de aşırı mutluyum) bilmiyormuş gibi davranıyorum... daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapıyorlar bana. 17. yaş günüm en mükemmeli!!! O gün bayağı eğlendik. Ben alkol kullanmadığım için, arkadaşlarım içtiler, ben hediyelerimle ilgilenip dans ettim. Sonra doğum günümü düzenleyen arkadaşım biraz çakırkeyf oldu falan sinirlerim bozuldu benim de. Öyle ya da böyle o gün eğlendik ve evlere dağıldık. O sıralarda bizim kızlarla aramızda bi muhabbet dönüyor, hangimizin vücudu daha şekilli falan. Sütyenli fotoğraf çekip benimkiii falan diye dalga geçiyoruz. İki gün sonra doğum günümü düzenleyen arkadaşım (adı "Y" olsun) bi de yakın bi kız arkadaşımla (Bu da "İ") cafede oturuyoruz. Fotoğraf muhabbeti açıldı, sen göstermedin yaa falan dedi açtım gösterdim İ'ye fotoğrafı. Y ben de bakcaam gibisinden bi şeyler söylüyor, geri kalır mı? Tabi ki göstermedik... O gün telefonuma yanlışlıkla çay döktüm. Telefonum bozuldu, moralim daha çok bozuldu... Yemeğe gittik yanımda arkadaşlarım var. İ ve Y de var. Yarım saat sonra kalktık cafeye döndük bi baktım telefonum yok. Bozuldu ya, mesaj falan gelmeyince, hiç yoklama gereği falan da duymadım. Koşa koşa geri döndük, en fazla 15 dk yani. Y içeri girip kameraları sordu, bi tek bizim masayı görmüyormuş kameralar nedense. Her neyse, telefonum kayboldu, ama nasıl ağlıyorum biri fotoğrafı bulacak diye. Telefon bozuk ama fotoğraf hafıza kartında sonuçta. O gün o kadar korktum ki, annemi arayıp ben bugün eve gelmiyorum bile dedim...
Öyle böyle bir ay geçti. Ama o bir ayın her gününü acaba telefonu kim buldu, kim aldı, kim çaldı diye düşünerek geçirdim. Sürekli gerginim çünkü benim yaşadığım şehir küçücük. Biri bulsa yaysa hemen herkes öğrenir. Bu bir ayda Y babamın arkadaşları var söylerim aratır falan dedi. IMei numarasıydı yanlış hatırlamıyorsam, aldı benden babam araştıracak diye.
Bir akşam sana bi sürprizim var diye geldi kapıya, babam bulmuş diye telefonu koydu avucuma.. Ama nasıl şok oldum, nasıl sevindim anlatamam. "Oh be!" dedim resmen. Ama sim kart, hafıza kartı yok. Biri satmış telefoncuya, onları da atmıştır büyük ihtimalle falan dedi. Üzüldüm tabi, çünkü telefon ğek de umurumda değildi. O kadar hatıra, o kadar fotoğraf video ne varsa hepsi gitmişti. Elim bom boş kaldı resmen.
Burada çok dedikodu döner. Bu şehir adeta kapan gibi; herkes birbiriyle dişli çarklar gibi iç içe. Arada kalanı paramparça ederler ve umursamadan yollarına giderler.
Benim de hakkımda çok konuşurlar, susmaz o çuval ağızları. Fotoğraf olayı bir anda yayıldı. Herkesin dilinde bi fotoğraf muhabbeti dönüyor ama, fotoğrafı gören yok. Çok sinirlerim bozuldu. Bir hafta İstanbul'a çok yakın bir arkadaşım yanına gittim ama dönerken neler yaşayacağımı, daha giderken düşünüyordum. Düşündüğümden daha fazlasını yaşadım resmen. Ağlamaktan gözlerim çıktı. Ve kendime söz verdim, hepsinden iyi yerlere gelip, onları utandıracağıma dair. Herkesle görüşmeyi kestim. Fotoğraf muhabbeti hala devam ediyor ama... Y işte ben susturmaya çalışıyorum ama işte ne kadar yetersem falan diyor. Ben İstanbul'dan döndüğümde, Y ile küstük. Konuşmayalım dedi, ne olduğunu anlamadım bile. Tamam dedim. Yazın sonunda bu sene sınıfımızın aynı düştüğü bir arkadaşımın eski erkek arkadaşıyla konuşuyordum. Tabi konuştuğum zamanlar kızı tanımıyorum. Zaten olmamıştı da, anlaşamamıştık. Kız bunu bir buçuk ay önce öğrenmiş ama aramız nasıl açıldı, yeni konuştuk sanmış. Bi de sevdiğim bi arkadaşım hani bayağı moralim bozuldu. O sıralar ne İ ne Y ile konuşuyorum bi de dedikodular ve bunlar üstüne gelince çok içerledim. Ertesi gün benden çocukla kız arkadaşını ayırmamı rica etti. Kızı da sevmiyordum zaten tamam dedim mesaj attım çocuğa. Sonra konuşmalar uzadı da uzadı. Arkadaşım gelip bana "Ne konuştunuz?" diye sormadığı için, ben de anlatma gereği duymuyordum tabii. Nispet eder gibi... Y'yle barıştık tabi bu sıralarda. Bana çocukla çık işte sana değer veriyor aman kızı niye takıyorsun ki unutmuş bitmiş bilmem ne falan diyor. Yok diyorum olmaz. Sonra bi gün bi baktım,  kız yine bana trip yapıyor. Bu çocuk bi üniversite partisi düzenliyordu, gidecektim ben de. Sonra Y döneklik yaptı gidemedim. Kız partiye gideceğimi öğrenmiş surat beş karış benim yüzüme bakmıyor. O akşam partiye gitmedim. Ertesi gün de 1 Mayıs, okul yok. Kıza mesaj attım gittim evlerine bütün konuşmaları okuttum. İstersem çıkardım ama senin dostluğun için çıkmadım dedim sonra Y'nin onlara benim çıkmak istediğimi söylediğimi, ne bileyim işte partiye gitmek için ona çok ısrar ettiğimi, yok işte hep buluşmak istediğimi falan söylemiş. Sonra çocuk buna benim için "Zaten çocuksu, iki gün çıkar üçüncü gün ayrılır, eskisine dönerim" demiş, bunu bana değil onlara söylüyo. Bak bak, çocuktaki yavşaklığa bak sen. Tam konuşurken çocuk aradı dedim bunu bunu dedin mi "Kim söyledi?" dedi. Bana... Kim söyledi... Dedi... Eşşoğlu eşşek demedim desene, salak mısın sen? Tabi ben gazımı alamadım.
O konuşmayla bir bir her şey ortaya çıktı. Ben Y'nin yanına gittim dedim böyle böyle olaylar olmuş sen bana söyleyeceğine millete mi anlatıyorsun? Ay çok tatlısın, sinirlenince çok güzel oluyorsun, yerim seni falan diyor. Ben daha çok sinirleniyorum. En son dayanamadım çekemem seni dedim döndüm arkama gittim.
Ertesi gün, o kızın yakın arkadaşı işte Y'yle konuştun mu falan dedi, evet ya gel kantine inelim dedim aldım kantine götürdüm kızı. Bir sürü ufak tefek yalan, iftira falan çıktı ortaya ama sonuncusu çok fena; "SEN MİLLETE FOTOĞRAF ATMIŞSIN, O DA ... OKULUNDAN GİDİP ÇOCUKLARDAN ALMIŞ."
...
Bi saniye... Fotoğraf??? Sütyenli? Ben millete atmışım :)))))))))))))))
Aha dedim, bulduk telefonu çalanı.
*Telefon çalınırken yanımda o vardı
*Telefonu bulmak için mekana o baktı
*Telefonu "babam buldu" diye o getirdi
:)
Sonuç mu? 
Beni zor durumda bıraktığı insanlardan dayak yedi. Hiç kimsenin yüzüne bakamaz oldu. En önemlisi de, babasına durumu anlattım, babasına her şeyi tek tek anlatmak zorunda kaldı. Bunun ona hayatı boyunca yeteceğini düşünüyorum ama şunu öğrendim, bir şeyi yapmasını hiç beklemediğin insanlar, en çok beklediğin olsun.