31 Ağustos 2012 Cuma

TOM DOĞDU, BEN ÖLEYİM.


Bu yazıya nasıl başlayacağımı hiç tasarlayamadım. Düşünemiyorum bugün. Çok basit bir şey gibi olabilir fakat benim bir takıntım var; aklımda, kalbimde, boynumda taşıdığım.
“Tom Kaulitz”
İlk dinlediğimde sanırım 11 yaşımdaydım, şaka gibi. Hala devam eden bir hastalık sanırım bendeki, bilmiyorum. Hayatımda mümkün olduğunca ondan az bahsediyorum ve pek anlatmıyorum. Paylaşmayı seven biri değilimdir ki Tom paylaşılacak biri gibi değil benim için. Hayatını sadece bir kere araştırdım. Doğum gününü, kardeşini, ailesini, grubunu… En sevdiği çizgi film karakterlerinden şapka koleksiyonuna, ayakkabı hastalığına ne bileyim kendine olan hayranlığına kadar her şeyi sadece bir gün araştırdım. Sonrası olmadı. Sonra sadece günlük yaptığı şeyleri takip etmeye başladım. Çaldığı şarkıları bile dinlerken onun çaldığını bilmek gözlerimi doldurur her zaman. Yaptığı işleri hoşuma gidiyor tabi ki, ama gitara olan aşkını hep kıskanmışımdır. Onun karakterini bilmeyip yargılayan bir ton insanla tartışmışlığım vardır. Ya da bir sürü çocuk çocuk işler yapmışımdır, hiçbir şey bilmiyorum şu an. (: Ne yazacağımı bile düşünemedim, düşünmeden yazıp duruyorum.
Zaten uzun uzun da yazmak istemiyorum, bugün Tom’un doğum günü işte. Aklımda her sene olduğu gibi ne yaptığını, kimlerle eğlendiğini düşünüyorum. Hayır yani bi gün beraber çalışıcaz,  gezicez, tozucaz, çocuk şu an benden bi haber…  Ey gidi Tom. Nyse sn mşqLsn qLiba dHa snRa qRüşRz .s..s
İyi ki varsın kütüğüm. Rastalarına öldüğüm ya.

10 Ağustos 2012 Cuma

Yeni Dünya. Huu huuğ, ben geldim.

Vay be, ne çok olmuş yazmayalı. Neler oldu, neler.
Bi kere o son yazımdaki kavga ettiğim çocuk var ya, şimdi canım ciğerim benim. Onu geç, kankası; kolpanın önde gideni. Ben hayatımda böyle kolpalar dinlemedim kimseden. Çocukla beş dakika muhabbet etsen, karşında dünyadaki her dalda yetenekli bir arkadaş oturuyor sanırsın, o derece vahim yani durum...
Neyse. Benim hayatım tabi ki çok ekşınlı yine. Neler neler var, piyuuu.
Hayatımın başlayışı Mayıs ayında oldu aslında. O sıralarda kafasından fötr şapkayı çıkarmayan bir çocuk, en işlek caddelerde gezip duruyordu. Boylu poslu bir şey böyle. Tipi değil de, tarzı dikkatimi çekmişti biraz. Zaten hiçbir zaman tipe önem veremedim, bundan kaybettim. Şans ya işte, buna "şans eseri" Facebook ana sayfamda rastladım, biri bunun fotoğrafını yüklemiş. Ekledim ben de. Kabul etti işte. Adı falan da hoş çocuğun. Bi de mütevazi bi tipi, konuşması var bunun. Şirin bi şey anlayacağın. Bi süre yazmadım ben buna. Ama nasılız biliyor musun, sürekli karşılaşıyoruz çocukla. Bi insan istese birini o kadar göremez ya. Sanki çocukla birbirimizi takip ediyoruz abi, yok böyle bir şey. Ben neredeysem o da karşımdan geliyor. İlk mayısın 13'ünde yazdım ben buna. Yani bunlar olmadan önce bir iki kere yazmıştım ben buna...
İşte yine öyle bir gün arkadaşımla yürürken bi baktım bu karşı kaldırımda biraz ilerde arkadaşlarıyla yürüyor yavaş yavaş. Sonra karşıya geçecek gibi olunca ben bastım gazı. Yanımdaki çocuğa da az hızlı hızlı yürü falan yapıyorum. Ama nasıl hırs yaptıysam bildiğin bastım gaza gidiyorum. Bunlar önümde yürüyorlar, bir cesaret ben bu Malx'in yanından geçtim önlerine. Sonra aynı hız devam ederken sağıma soluma baktım  ki, arkadaşım yok! Başımdan aşağı kaynar sular döküldü resmen, rezilliğin dibine vurdum!!! Kafamı refleks olarak arkama çevirdim ve fark ettim ki, çevirmemem gerekirdi... Çünkü Malx ve arkadaşları aniden sustular ve bana bakmaya başladılar. Halbuki ben sadece başlarının arasından arkadaşıma bakıyordum ve sanki Malx'e bakıyormuşum gibi oldu. Allah'tan çocuk durumu fark etti de bi zahmet birazcık hızlanıp yanıma geldi hemen. Ama nasılım görmen lazım, kıpkırmızı oldum bir anda. Neyse geçtik gittik işte. Ertesi gün bu bana "Geçen gün ki sen miydin? :D" yazdı. Elim ayağım öyle bir dolandı ki, çocuğa cevap vereceğime, arkadaşımı arayıp haber verdim... Tabi o sırada çocuk yazmış da yazmış, yazmış da yazmış... Sonra bi cesaret cevap verdim. Bunlar ben bakınca, bir şeyleri yanlış anladığımı düşünmüşler de cart da curt da falan filan. Konu kapandı. İki gün sonra Fanta Festivali var. Tabi biz genciz ya, illa gidicez bilmem kaç bin kişilik konsere. Gittik tabi. İşte hopla zıpla falan derken bi baktım Malx!!! Sap gibi dikilmiş konser alanının ortasında, saçma salak hareketler yapıyor. Bizimkiler bir ara öne gidelim dediler, ben de nefret ederim konserlerde önde durmaktan. Millet birbirine dayar durur, yok ayağıma bastın yok saçımı çektin. Cinnete gelirim orada. Biz bi gayret en arkadan en önlere geçtik. Ama nasıl daralıyorum, aklım arkada. Dans edemiyorum, hareket bile edemiyorum. İkna ettim bizimkileri arkaya geçelim diye, çıkamıyoruz bir türlü. Tıkıldık kaldık oracıkta. Ay bana bir daral geldi bir bunaldım. "Açılın bee!!!" diye inlettim ortalığı. Ama nasıl atarlıyım, gören de konser benim sanar. Bir şekilde döndük arkaya. Bizimkilerin yanına bir gittim ki tam arkamızda Malx. Ama beni gör, bir kıvırmalar, bir marjinal olmalar... Dünyadaki en iyi dansçı gelmiş de festivalde izleyiciler arasında dans ediyor dersin, yok böyle bir şey! İçmeden sarhoş oldum. Çocuğun dikkatini çekmek için dilek balonu aldım ışık falan dikkatini çeksin diye, daha neler yaptım neler... O gün çekindiğim bütün fotoğrafların arka planında o çocuk var. Neyse, dilek balonu... Yakmak için bütün millet seferber olduk, görme yani. Ama nasıl bakıyor, ben de dikkatini çektim ya, kıs kıs gülüyorum mal gibi... Yaktım, "Allaaam Malx benim olsun" amin dedim yolladım yukarıya. O gece konuşmaya başladık biz bununla. Kafası güzelmiş hafiften. Ama canımları cicimleri havada uçuruyor bu. Tabi ben zeki, ağır başlı ama eğlenceli kız modundayım. İşte gece 3'e kadar konuştuk biz bununla, sonra çıktım ben. Duramadım yine, ertesi gece yazdım buna. Felsefe yaptık uzuuunca kitaplarla ilgili. En son yazdığıma cevap vermedi bu geri zekalı. Ama nasıl sinirlendim, elimde olsa yolucam saçını başını. Bi sonraki gün sanırım bi yere gittim tam aklımdan geçiyodu ki, eve dönerken karşıdan bu geliyor. Altında kırmızı eşofman, üstünde beyaz bir tişört var. Siyah da çanta takmış. Göz kırptı geçti yine salak. Tabi o geçer geçmez benim ifade değişti, rengim kırmızı oldu. Tenim zaten sıcaktır; o geçtikten sonra ateş gibi oldum... O akşam sırf onunla karşılaşırım diye, kırmızı eşofmanımı giyip Kızım'ı tuvalete çıkardım. Tin tin tin bütün caddelerin altını üstüne getirdim, çocuk yok. En sonunda geri dönerken tam karşılaştığımız yerdeki ışıklarda durdum. Karşıya kafamı bi çevirdim, Malx ve arkadaşları. Tabi ben bir mutlu bir mutlu... Benim olduğum tarafa geldiler, ben bastım gazı. Çekirge gibi seke seke karşıya geçiyorum. Arkadaşlarından biri "Ay çok tatlııığğğ" yaptı, ama bana mı Kızım'a mı yaptı bilmiyorum. Ben bakmıyorum tabi ki, takmıyorum ya hani... Neyse, arkadan bi ses geldi, şöyle bir döndüm ki; Malx geliyor. Dedim Allah!!! Kızım yürü. Koş Kızım yoksa rezil olacağız. İçimden bütün duaları okuyorum, ama dizlerimdeki titreme geçmiyor. Neredeyse dizlerimden bükülüp çömelip kalıcam oracıkta. Tam hızlandım ki, Kızım'ın çiş yapası tuttu. Bu geldi yanıma "Bunun cinsinin adı ne yeaa" falan yaptı iki üç kelime konuştuk işte, sonra ben karşıya geçtim. Nasıl eriyorum, nasıl içim gidiyo ama. İşte ilk defa o gece bana yazdı ama dünyalar benim. BOŞVERMİŞİM DÜNYAYI mode: ON. Yazdığı şey de altı üstü "Çok geziyosun :D" Konuştuk o gece bayağı, uykusu geldi çıktı. Üç gün sonra arkadaşımla gezerken yanımdan geçti bu. Ama yanımdan geçerken nedense sadece göz kırpıyo. Bi de göz kırpılırken, ağız açılıyor kapalı kalmıyor. O gün ortak arkadaşlardan dolayı ben bunun arkadaşlarıyla falan oturdum. Otururken bu da geldi, kafenin direk arka tarafına geçti selam sabah yok tabii ki. Sonra tam ben kalkarken öne gelip göz kırptı geçti. Sinirden kuduruyorum ama. Öküz bildiğin. O akşam da yazdı bana işte "Her yerdesin :D" diye. U-ÇU-YO-RUM! İlk defa o akşam buluştuk biz, ayın 19'u. Geceydi hatta 12'ye geliyordu saat ve evden kavga gürültü çıkmıştım. Sonra her akşam buluşmaya başladık. Sürekli konuşuyoruz. Telefonda, Face'te, Twitter'da. Çok şirin bi ilişki oldu aramızda. Akşamları bu benim dizime yatıyor, ben bunun saçlarıyla, dudaklarıyla oynuyorum falan. İşte buluşmaya başladığımızın 5. günü en yakın arkadaşım sevgilisiyle kavga etti, atarlı atarlı saya söve caddeye geçiyoruz. Malx'te bana cevap vermiyor o gün bir sinir, bir sinir piyuuu. Tam ergen. Yolda kimi görsek, Malx'in tıpkısının aynısı! Tam buluştuğumuz aradan geçiyoruz, bi baktım karşımda arkadaşlarıyla top oynuyor. Bana da hiç bakmıyor, arkasını döndü beni görünce hayvan. Bastım geçtim. Ne mesaj attı, ne başka bi şey. O akşam arkadaşımla aldık çekirdekleri, oturuyoruz onunla buluştuğum sokakta. Tam duvarda otururken yere inip bağdaş kurdum, Mahsun Kırmızıgül modundayım; arkadaşım Ayş dedi kaldı. Bi baktım Malx yanında bi kızla bana bakarak önümden geçiyor. Hemen kafa diğer tarafa döndü. Bir anda türkü bara çevirdim sokağı. Yıkıcam sokağı görme yani. Tam o sırada bi mesaj geldi telefonuma "Yanına gelicem beni bekle atarlı" diye. Başlarım atarına da sana da diye kalktım sokaktan. Çekirdekleri fırlattım, Ice Tea'leri döktüm. Bir ergenus triplerindeyim ama napim atamadım sinirimi bi türlü. Sonra bu yanıma gel diyo ben işim var, az yürü git, gelmicem, istemiyorum seni görmek falan yardırıyorum. Sonra bu pat diye son sözün bu mu dedi, orada durdum ben de. Hayır dedim. Sonra aynı yerde buluştuk. Ve ilk defa o gün, orada, kavga ederken öptü beni. Sonrası mı? Bizim bununla aramız düzeldi tabi ki. Ama hep bi kavga konumuz var ki; BİZ NEYİZ'e cevabı yok paşamızın. Nasıl dokundu bana. Aramız hep bu konu yüzünden açıldı. Kendimi sanki ona kullandırıyormuşum gibi hissettim. Neyse.
Temmuz'un 7'sinde buluştuk en son. Bayağı eğlendik, güldük. Mutluyuz falan. Hatta ben bunun saçını yaptım. Şekilden şekile soktum o şebek suratı. O gece içti bu. Hiç konuşmadık. Eve gelene kadar internetin başında bekledim bunu. Yüreğim pır pır ama, dışarda içti ya. Şapşaldır o çünkü, başına bir şey gelir diye uyuyamadım bir türlü. Bi de saat 11'de başladılar içmeye, saat 1 oldu, hala yok... Bir buçukta Facebook'tan sözcük sözcük yazıyor bu
***
aşkım
beni
eve
bırakılar
yemin everim
kimse yok
ve
hani
eskiden
içinc e
derdim
ki
ben sarhoş değili,
ayak yapıyorum
bu sefer harbi
sarhoşum
yatıdfılar
kalktım
bana yardım et az
allah belamı verdim
kuran
çarpsın
acayip
dön
yor
kafam
kahve
hariç
***
Olay bu. Tabi hemen iyi gelecek şeyler söyledim. Ara dedi, aradım. Neler diyo, nasıl konuşuyor var ya. Nasıl sevimli. Ben buna bi şeyler içirdim hemen. Yatağa yattı bu sonra ve aynen şunu dedi; "Canımın içi benim, iyi ki varsın. Seni öyle seviyorum kiii! Çoook seviyorum seni canımın içi." İpler koptu. O şapşal haliyle bunu dedi ya bana, benim gözler doldu tabi... Nasıl içim gidiyor ama yarın onları hatırlamayacak diye. Ben de "Ben de seni çok seviyorum, her şeyden çok hem de" dedim. "Canımın içi..." dedi ve sustu. Uyudu sandım. Sonra nefesini dinledim... Salak uyumamış meğer, pat diye bana masal anlat dedi, ödün bi tarafa kaçma durumunu yaşadım gecenin ortasında. Anlattım masalı... Ve uyudu. İlk defa bana ihtiyacı olmuştu ve ben yanında olmuştum. Çok mutluydum falan, ilk aklına ben geldim ya çünkü. Salağım ya hani seviniyorum işte. O olaydan sonra bi süre daha aynı devam ettik. Sonra aramız bozuldu, düzeldi, bozuldu, düzeldi, bozuldu. Günlerce, haftalarca konuşmadık. Dayanamadım, otobüse binmeden yetişmek için durağa bile koştum. Konuşalım diye neler yaptım, ne çabalar harcadım, ama yok. Olacağı yok yani. Bi gün arkadaşıma göndereceğim şeyi buna gönderdim. Bu cevap attı, tartıştık biraz sonra özür diledi dalga geçer gibi. Ciddiye almadım. Ertesi akşam sürekli takıldığımız kafede arkadaşlarımla otururken bunun kapıda olduğunu öğrendim. Bi cesaret sanki bi yere gidiyormuş gibi çıktım dışarı. Arkamdan seslendi, yanıma geldi. Konuştuk, tekrar özür diledi. Son kez barıştık. Ve iki gün sonra tekrar mahvoldu her şey. Saçma salak bi olay yüzünden triplere girdi. Ben hep alttan aldım, hep üsteledim aramız düzelsin diye. Ama yok yani, zorla da olmaz ya. İki gün önce son kez kavga ettik. Çok ağır konuştuk bu sefer. Bana açık açık umursamıyorum seni dedi. Aşık falan olduğumdan değil ya, çok değer veriyorum ona. O yüzden çok canımı yaktı bu kelimesi. Hayvan oğlu hayvan göremedi bi türlü ne kadar çabaladığımı. Bataklıkta çırpınır gibi, çırpındıkça, ben battım. O yine görmedi. Çok sinirlendim. Öyle bir şey dedi ki, ben hayatımda ilk defa birine siktir git dedim. İlk defa canım gibi sevdiğim birine küfür ettim. Ben ilk defa küfür ettim. Nasıl sinirlendiysem, bilmiyorum. Böylece hayatımda ilk defa bir ilişkim bu kadar eğlenceli başlayıp bu kadar kötü bitmiş oldu. Yazdığım ya da söylediğim, ama en önemlisi yaşadığım hiçbir şeye pişman olmadım. Ama ona bu kadar değer verdiğim için kendimi hiç affetmeyeceğim sanırım.
Kötü bitirmek istemiyorum yazımı, şu an da gayet mutluyum. Çünkü hayatıma sadece akşamları giriyordu, gündüzlerimde zaten yoktu. Baykuş gibi ilişkimiz vardı abi. O ne öyle ya. Neyse, gözüm tutmamıştı zaten o çocuğu... Tamam, tutmuştu. Ama artık çoook geç bebeğim ya. :(

26 Nisan 2012 Perşembe

Al birini, vur duvardan duvara. Salla diğerinin üstüne...

Hödükten sonra mola almışım yazmaya. Neyse artık tam gaz devam. Anlatacak ne çok şey var :D
Biz görüşmeyi kestikten sonra çok şıpsevdi oldum ben, anlatamam yani. Tutunacak dal arıyorum resmen.
Her neyse, bir kaç kişiye tutunmaya çalıştım ama dal kırılıp elimde kaldı anlayacağın gibi. :D
Dur ben anlatayım sırasıyla.
Bir kaç hafta önce bir olay oldu. Taş bir çocukla kavga ettim, bir şeyler duydum diye. Bir de çok takarım ben öyle şeyleri. Her neyse.
Sonra bunun kankasıyla konuşmaya başladık. Bana numarasını falan verdi, gayet muhabbet makara yani. Her neyse işte bir gece kavga ettik biz bununla, ben de daha mesaj falan atmadım. Öyle bitti gitti.
Ertesi gün işte arkadaşlarla takılıyoruz. Benim sürekli tatlı didişmeler yaşadığım bir sarı Çiyan var. O da orada. Ben bunun yanına oturdum. Yine başladık didişmeye. Masada da başka bir arkadaşım daha var. Bir de kız esmer. Ben sarı desen sarı değil, kumral desen kumral değil bir tonda takılıyorum. Kızın numarasını aldı! Ama ben nasıl bozuldum, gör yani... Tam o sırada bir "hortum" muhabbeti geçti, ona bozuldum falan dedim de, anlamadılar.
Kalktık işte gidiyoruz. O günde bariz taş gibiyim yani. Cidden güzeldim hani. İşte bu böyle gönlümü almaya çalışıyor falan. Ufak ufak yumuşuyorum ama çaktırmıyorum da. Sonra at muhabbeti geçti. Bizim okulun giriş katındaki kalmış sınıflardan bir çocuk bana "İzin verirsen, bir tur binebilir miyim?" demişti, arkadaşım onu anlattı. Çivan da atladı hemen "Ben bir turla yetinmem." diye. Tövbe ya, sanki bindi de turu kaldı. Ama nasıl utandım var ya, rengim falan gitti. Sonra yemek yemeye gittik beraber. bu böyle işte ben seni ilk karşılaştığımızda hiç sevmedim ama şimdi çok sevdim falan yapıyor. Yedik ben tuvalete gittim. Bir baktım yan taraftan biri "Ayşeee" diyor. Çiyan... "Efendim?" "Ben de geleyim mi?" "Oldu canım, atla da gel!" tövbe ya. Şebek bir de arsız arsız gülüyor. Kimse görmeden iki arada bir derede aşağıda kapıda öptü beni alnımdan. Ben bile görmedim düşün yani ne derece ani. :D Başka bir kafeye geçtik oturuyoruz, alttan biri ayağıma vuruyor. Başımı çeviriyorum, hala devam ediyor vurmaya. Çiyan'a bakıyorum, yukarı bakıp gülüyor. bacağımı çekiyorum tekrar vuruyor falan. Neyse güldüm geçtim.
Kalktık kafeden, bu beni kapıda yanına çağırdı. Gittim ben de. Ne dese beğenirsin?
"Bize gidelim mi?" Hayır belki yanlış anlamışımdır falan diye "Hı?" dedim, utanmadan tekrar etti "Bize gidelim mi?" Bir kaldım bir iki saniye. Sonra gözlerim kocaman oldu 'Seni yolarım!' dercesine "Napıcaz be sizde?!!" dedim. Sonra bu bir tribe bindi, yemin ediyorum ben hayatımda öyle tribe binmedim yani. :D O günü de bir şekilde bitirdik.
Ertesi gün arkadaşımla takılıyoruz yine. Çiyan'la falan karşılaştık, ayak üstü bir konuştuk. Bize geçicez artık bunaldık gezmekten. Tam bizim evin köşesinde o kavgalı olduğum çocukla, arkadaşlarımı gördük. Arkadaşlarım içmiş, bu da bunlara göz kulak oluyor garibim. :D Ama nasıl sevimli gör yani :D Noldu bunlara diyorum, gülmekten cevap veremiyor. Çünkü o sırada arkadaşım kanalizasyon boşluğuna düşüyor... Mal ya.
Neyse biz bunları aldık Burger King'te oturuyoruz. Muhabbet açıldı. İşte sen böyle dedin mi, ben demedim yok yapmadım, yok çağırmadım yok gitmedim cart curt. Birden konu kankasına geldi. Çocuk ne kolpa çıktı var ya, anlatamam. Neymiş, numarasını ben istemişim, ben mesaj atıyormuşum, ben buluşmak istiyormuşum, yavşıyormuşum falan. :D Dedim Allah seni kahretmesin :D
Açtım Facebook'ta bana numarasını verdiği mesajı gösterdim. Sonra da telefonda attığı mesajları. Tabi çocuk haklısın falan dedi. Ama bir sevimli gör yani. O gün boyunca üşüdü mü bilmiyorum ama montu benim üstümdeydi hani, üşüdüysen özür dilerim canım. :D
Sonra özür de diledi benden zaten. Dediyse de affettim.
Gel gelelim bugüne.
Bugün okul çıkışı Çiyan'la karşılaştık yine arkadaşlarla. Gittik yine aynı yere, yemek yiyor bunlar. Konu döndü dolaştı esmere sarışına geldi. Arkadaşım "Esmere tapılır..." diyince, "O zaman x'i çağır." dedim o geçen gün Çiyan'ın numarasını istediği arkadaşımı söyleyerek. Bu salak atladı kabak gibi "Aa evet çok sevdim ben onu, çok tatlı kız." diye. Attı tepem. En nefret ettiğim şeylerden biri; masada ben varken, ortamda olmayan başka kızlarla ilgilenen erkekten nefret ederim. 10 - 15 saniye içinde kalktım "Ben kaçar." diyerek arkama bile bakmadan çıktım oradan. Kız arkadaşım geldi peşimden işte. Erkek arkadaşım kaldı orada. Az önce öğrendim ki, bu şapşal ondan hoşlandığımı düşünmüş. Nasıl sinirlendim. Sana ne yani kalkıp gittiysem, ne hemen bir anlam çıkarıyorsun yani? :D
Bir kere ben sarışın sevmem. Baştan kaybediyorsun. Kusura bakma canım.
Ama hala sinirim geçmedi -_-

2 Mart 2012 Cuma

Beni hayatının neresine koyacağını bilmiyosun.

Ohooo çok olmuş ben yazmayalı. Tabi keyfim yerindeydi falan. Neyse, kaçtı yeniden. Döndüm sahalara :D
Şu sıralar bir sen değilsin moralimi bozan, canımı sıkan. Sadece en çok sensin. Gerçi artık nasırlaştı mı ne, ağlayamıyorum bile. Bir de şöyle bir durum var; biz neyiz, ne olduk biz, ne yapacağız, hatun geri döndün mü, hayatım canım cicim derken tuhaf bir sürece soktun beni. Sonra bir görüştük, pat hepsini kestin. Allah seni kahretmesin geri zekalı. Benim de duygularım var. Ama senin kalbin yok, öyle de bir sorun var.
Bir sorun da şu ki, her ne kadar düşünmeden konuşmam ben desen de, ben henüz düşünerek konuştuğuna şahit olmadım. Sürekli kırıyorsun. Gülüyoruz ediyoruz ama her şakada bir gerçeklik payı vardır.
Şöyle ki bayım, güçsüz değilim. Yokken de yapabiliyorum. Ama sen varken daha bir eğlenceli her şey. Her şey daha renkli, her şey daha bir güzel.
Sen varken yemeklerin tadı daha güzel. Şarkılar daha melodik, şiirler daha anlamlı... Mesela sen varken daha bir huzurluyum, daha bir çekilir huylarım. Telefonum daha bir elimden düşmez belki ararsın diye. Sen varken keşkelerim yok. Sen yanımdayken dudaklarımdaki kıvrımlar var. Ellerin ellerimi ısıtmak için elimde, çikolata rengi gözlerinse içimi eritmek için gözlerimde.
Biliyorum, romantik şeyler ne sana göre ne bana göre. Ama bazen öyle romantik davranıyorsun ki, şaşırıyorum. Sonra parmaklarımı öpüyorsun tek tek, tırnaklarımla oynuyorsun.  O kalın dudakların dolaşıyor ellerimde böyle. Çenenle oynuyorum ben de.
Sen dizime yatıyorsun, ben saçlarınla oynuyorum. Ensenden huylanıyor, yapma diyorsun her seferinde hatta... Ama ben her seferinde oynuyorum.
Sadece sen varken üşüyüp yorganın altına sokuluyorum. Üşümem geçiyor da, böyle elin belimi sarıyor ya, o benim kelebeklerime can veriyor resmen. Hepsi çıkıyor kozalarından, uçuşuyorlar dört bir yana. Sonra tekrar titremeye başlıyor bacaklarım. Sen hep üşüdüğümden sanıyorsun ama heyecandan olduğunu bilmiyorsun. Çünkü salaksın. Sen sarıldıkça, daha çok titriyor vücudum, daha çok sokuluyorum sana. Ellerin sarıyor böyle bütün vücudumu. Isınıyorum. Ama sonrası yok işte. Burda bitiyor satırlarım. Tıpkı senin hevesinin de bitip gitmesi gibi...

14 Şubat 2012 Salı

Mübarek sevgililer günü.

Anaaaa, o bu değil de bugün sevgililer günüüü.
Gerçi öyle pek özel günlere önem veren biri miyim bilmiyorum. Ya aslında değer veririm unutmam falan ama, boş yani. Ne bileyim, diğer günlerden farklı değil benim için. Hele ki bu benim hödük yanımda yokken. Olsa da olur, olmasa da alıştım zaten de :D Olsa daha iyi olur. Bu salak, triplerde şu sıralar. Hayır yani neyin tribi onu da bilmiyorum. Pardon, tavrı. Zaten mal gibi kişiselden konuşuyoruz. Tamam eğlenceli ama normal konuşmayı özledim ben bu geri zekalıyla. Ama yok anam, hödük işte. Geçen öküz dedim diye beğenmedi. Hödük daha iyiymişmişmiş. Alıştı ya, biliyor artık. Bir hödüğüm, bir Kaptanım o.
Aman neyse, konu sevgililer günü.
Bugünün sevgililer günü olduğunu, yaklaşık olarak günün ortalarında 1-2 sularında hatırladım. Tabi sonradan dank etti bütün o paketleeer, mııç mıııç mııııç sevgililer falan. İğrenç iğrenç, vıcık vıcık bir sırnaşmalar, koklaşmalar. Sanki ev kalmadı, gidin evinize halla halla...
Bir midem bulandı ama var ya, anlatamam. İnsan bu kadar iğrenç olmasın. Erkekler ayrı bir iğrençti bugün. Romantik erkekler, XXXL iğrençti. Zaten romantik şeylerden nefret ederim, bir de bugün double romantikler vardı. Allah'ım Allah'ım sana geliyorum dediğim anlar da oldu, hediyeyi görünce dudağımın uçukladığı da. Hele birkaç kişi daha bir iki günlük sevgilisine Nike'tan Adidas'tan bir şeyler alınca, ağzım açık kala kaldım. Hayır yani, el oğluna ne gerek böyle şeyler. Te Allaaam...
Hadise ne demiiiiş; " Denenmişi denemek yok hiç olmadı kitabımda, olduramazsın. Senin kırık sandığın bu kalbi çoktan uçurdum, durduramazsıın." falan filan.
Bir gaza geldim şu an var ya, sana istemediğin kadar ayıp laf edebilir, engelini kaldırıp sayıp sövüp kapatabilirim. Ama ben yapmaamamamamamam. Çünkü bana yakışmaz...............
Mübarek sevgililer günü bayramını en içten belalarımla kutlar, bensiz acılar çekip kıvranmanı en içten dileklerimle dilerim geri zekalı beyinsiz hödük.
İmza;
A.C.

Dövmeci çocuk sen çok şebeksin...

Allah'ıııııııııııııım!!!!
Bizim alt katta boş bir dükkan var, bir kaç haftadır orada bir kıpırtı, bir ses falan gör yani... Neyse, işin patırtı gürültü kısmı bitti. Bir gün okuldan dönüyorum, tabela falan asmışlar işte. Gayette sade bir tabela. Sonra kafayı aşağıya bir uzattım, aman Allah'ım o da ne öyle!!! Kaya, maya yanında halt kalır. Bildiğin ilik gibi çocuk oturuyor camın önünde bilgisayarın başında, masada. Ama var ya nasıl kudurdum nasıl kudurdum. Aşağı da bakamıyorum gururumdan, lanet olsun ki. Neyse işte öyle böyle derken çocuğu görmek için bin bir takla atar oldum. Yok bakkala yok köpeğin yanına bahçeye falan derken bir türlü karşılaşamadım çocukla.
Bir gün içerdeyim. Arkadaşım bizde. Kapı çaldı, açtı Dila. Sevimli bir ses "Kediniz balkondan düşüyor" dedi. Bir an sesinin müziğinde gevşedim yani. Sonra dedim, eyvah Tarçın! Balkona bir çıktım ki, bu salağın ayağı trabzandan kaymış, düşmüş dışarı doğru. Ama nasıl korkmuş, nasıl korkmuş. Allah'ım bir aldım geçirdi tırnaklarını göğsüme. O acıyla köpeğim çocuğun elindeydi, ona bağırdım. "Gezdiriyor musun Kızımı?!!!" diye. Çocuk da şaşırdı garibim. Yerim yaa...
Neyse.
İşte bugün ben okuldan dönerken, bu üçüz dingiller -benim şebek de içlerinde- reklam dağıtıyorlar her yere işte yeni dükkan gibisinden. Yanından geçtim çocuğun, yemin ederim fark etmedi bile. Senin saçını başını yolarım diye atlıyordum ki, dedim sen çirkef misin Ayşe? Otur oturduğun yerde. Bırak, ağır kız edalarında takıl sen.
Sonra akşam, bunlar dükkana gelmeden Kızım'ın yanına indim. Bahçeye pusu kurdum resmen. geldiler işte dükkana girdiler. Bir 5 dakika sonra kapı sesi duymamla, bahçe kapısına doğru fırladım. Çocuğun bana kullandığı ilk cümle "Kızıııım- Pardon yaa ben köpek sanmıştım!" senin ağzını yüzünü dağıtırım diyecekken, bir tebessüm yayıldı çocuğun suratına Allah'ım sana geliyorum dedim. O ne güzel bir gülüş Ya Rabb'im. Özenmişin, tamam anladık da, beni neden gurban seçiyon? :(
Ehuem.
Sonra işte ben bi sevindirik oldum Allah'ıııım benimle konuştuuuu huuu huu diye. Kızım'ı bile gezdirmedim o sevinçle oturdum bir ara mahallede zaman geçsin de eve döneyim diye bekledim. Dönünce de konuştuk biraz. Topu bizim alt komşunun balkonuna kaçmış, onu istedim. Tarçın'ın o gün ki halini konuştuk cart curt. Ay seni yerim ya, valla bak. Gururumdan bakamıyorum sana ama cidden çok sempatiksin. Valalhi de, billahi de çok güzel gülüyorsun. Of :(:(:(:(

11 Şubat 2012 Cumartesi

Bir daha olmaz derken, iliklerime kadar ciddiydim sanırım. Sense sürekli benimle iletişim halindesin. Ne yapmaya çalışıyorsun bilmiyorum. Sanırım istediğin şey, sadece seni seveyim, ne bileyim seni özleyip, senin için üzüleyim falan. Mutlu olmaya hakkım var birazcık heralde?
Dinle.
Bak, seni sildiğimde, hayatımdan çıkarma kararı aldığımda senden sonra ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Kıyamıyordum bir kere. Hayır, silme sebebim de gururum. Allah kahretmesin yediremiyorum gururuma. Her şey o kadar mükemmel olamazdı seninle. O dalga geçtiğin "erotik kalp cihazı" her aklıma geldiğinde ağlıyorum ben. Senin salaklıkların yüzünden. Yetmedim ben sana, yetemedim. Olmadı işte, sen elini karı kızın götünden çekemedin. Al işte, vurdum yine duygusala. Özlemekle ya da sevmekle alakası yok bunun. Senin yaptığın o fanteziler var ya o kızlarla, hepsini burup burup- Neyse. Ya sen nasıl birisin, kendini ne sanıyorsun ki beni harap etme hakkını kendinde buluyorsun? Halbuki ben senden sonra gayet toparlamıştım. Hatta bir erkek arkadaşım bile oldu. Ama sen var ya, e beyin özürlü angut, ne yazıyorsun? Ne bok var yani ne derdin var of deli ediyorsun beni. Ne istediğini bilmiyorsun. Mal mısın sen? Ne seninle olmama izin veriyorsun, ne başkasıyla. Benim değil de senin şu gururun var ya o bitirdi işte aramızdaki her ne haltsa, onu. Kabulleneceksin, boş değilsin bana. Söyle şunu. Tav olman yetmez bana. Söyle be aga, ne var bunda?
Öyle bir karakterin var ki, çocuk gibisin. Oturmamış. İçinde bir sürü oyuncağı olan çocuklara kin beslemiş, bunu beni oyuncak olarak kullanıp geçirmişsin. Sen nesin? Şu an belki yatmış uyuyorsun, bense uyumaktan aciz, yazıyorum sadece. Yazıyorum, boş yere. Kaç kere daha yaşayacağım bunu? Sana dönmeyi değil salak, senin yüzünden olan şeyleri. İnsanların bana senin yüzünden kaşar demesini, birçok insanın senin yüzünden benden nefret etmesini, ailemin beni karşısına almasını. Sen her seferinde mal iyi diye düşünürken, ben bu sefer başıma ne gelecek diye düşünüyorum. Az adam ol, kıymetimi bil gerizekalı. Her şeyin mükemmel olmasına gerek yok, bi kere de kendin gibi davran. Benim yanımdaki tavırlarını, bana davranış şeklini herkese göster ki millet beni deli sanmasın. Bir taraflarımdan uyduruyor olmayayım. Bunların bir anlamı yok tabi ki artık. Çünkü öyle bir şansın yok. Ya ben kurbağamı prens yapmaya karar vermişim, yapmışım hatta onlarca kez, ama kurbağa yine aynı kurbağa. Yok anam yok, sanki- Ya iki dakika engelini kaldırdım, adam gibi konuşalım diye hemen kişiseline olta yazdın abi, yok böyle bir şey yani. Sen uyumaya devam et, tatlı uykun bölünmesin. Ben burada senin için ayıp laf ederim yeterince.

5 Şubat 2012 Pazar

Numara mı yapıyosun yoksa beynini komşuya mı bıraktın?

Eski birkaç dost var yeni birkaç arkadaş. Şimdi böyle iyiyiz biz birbirimize yetiyoruz . Ve yeni birini tanıdım,böyle olduk sonradan , Seniyse aramıyorum kahpe çekip gittin sorgusuz.
***
Bu ne demek salak beyin özürlü? Hayır üstüme alındığımı biliyorsun. Ben artık denemekten vazgeçtim. Eğer beni hayatında istiyorsan, gelip bulursun. O zamana kadar ben yokmuşum gibi davranmaya devam edebilirsin. Ama bütün bunlara rağmen tam bir idiotsun. anlayamadığım şeyler var. Be geri zekalı, madem özlüyorsun, söyle. Sen salak mısın? Ağzını sadece öpüşmek için falan mı kullanıyorsun anlamıyorum. Ağzını burnunu dağıtasım geliyor. O zaman görürsün ne derece psikopat olduğumu. Ay, yeni birini bulmuşmuş. O yeni birini al, monte et oldu mu? En çok nerende güzel durur onu da sen seç. Biliyorsun, yanına kimseyi yakıştırmıyorum benden sonra. Mümkünse gelen kişiyi sağ tarafına alma. Çünkü ben senden sonra kimseyi sol tarafıma almadım. Sonra da takıntı oldu zaten. Neyse, kahpe demişsin canım. Yok ben ayıp laf etmem, biliyorsun. (: Ama o kahpeyi de bir tarafından çıkartırım yani. Ah beyinsiz, ah gerzek. Sanki iki kelime çok mu zor, sadece iki kelime. O iki kelimeyi söylesen dünyan mı yıkılır öküz?! Hayır senden sonra bir hayat kuruyorum, aptal aptal şeyler yazıp içine ediyorsun. Şımarık çocuklara döndün iyice, ne istediğini bilmiyorsun. E be geri zekalı, sen gel dedin de, ben mi gelmedim? Hani bana bir şarkı atmıştın, benden adam olmaz diye. İstedin de olmadı mı salak? Böyle var ya ne beddualar ettim sana. Çükün düşsün. Kasık ağrıların bitmesin. Benimle barışmazsan bin çirkin, bin cadalozla evlen, hiç bir kız vermesin sana. Kimse beğenmesin seni, adam olama. Sakalın hiç çıkmasın. Beni çok sev, ama kaybetmiş ol. Hayatının sonuna kadar benimle yaşadıklarını unutama. Hep beni özle, bin pişman ol. Böyle sürüm sürüm sürün. Uf sen ne salaksın ya.
Ben seni hep seveceğim zaten, sadece gel.