Vay be, ne çok olmuş yazmayalı. Neler oldu, neler.
Bi kere o son yazımdaki kavga ettiğim çocuk var ya, şimdi canım ciğerim benim. Onu geç, kankası; kolpanın önde gideni. Ben hayatımda böyle kolpalar dinlemedim kimseden. Çocukla beş dakika muhabbet etsen, karşında dünyadaki her dalda yetenekli bir arkadaş oturuyor sanırsın, o derece vahim yani durum...
Neyse. Benim hayatım tabi ki çok ekşınlı yine. Neler neler var, piyuuu.
Hayatımın başlayışı Mayıs ayında oldu aslında. O sıralarda kafasından fötr şapkayı çıkarmayan bir çocuk, en işlek caddelerde gezip duruyordu. Boylu poslu bir şey böyle. Tipi değil de, tarzı dikkatimi çekmişti biraz. Zaten hiçbir zaman tipe önem veremedim, bundan kaybettim. Şans ya işte, buna "şans eseri" Facebook ana sayfamda rastladım, biri bunun fotoğrafını yüklemiş. Ekledim ben de. Kabul etti işte. Adı falan da hoş çocuğun. Bi de mütevazi bi tipi, konuşması var bunun. Şirin bi şey anlayacağın. Bi süre yazmadım ben buna. Ama nasılız biliyor musun, sürekli karşılaşıyoruz çocukla. Bi insan istese birini o kadar göremez ya. Sanki çocukla birbirimizi takip ediyoruz abi, yok böyle bir şey. Ben neredeysem o da karşımdan geliyor. İlk mayısın 13'ünde yazdım ben buna. Yani bunlar olmadan önce bir iki kere yazmıştım ben buna...
İşte yine öyle bir gün arkadaşımla yürürken bi baktım bu karşı kaldırımda biraz ilerde arkadaşlarıyla yürüyor yavaş yavaş. Sonra karşıya geçecek gibi olunca ben bastım gazı. Yanımdaki çocuğa da az hızlı hızlı yürü falan yapıyorum. Ama nasıl hırs yaptıysam bildiğin bastım gaza gidiyorum. Bunlar önümde yürüyorlar, bir cesaret ben bu Malx'in yanından geçtim önlerine. Sonra aynı hız devam ederken sağıma soluma baktım ki, arkadaşım yok! Başımdan aşağı kaynar sular döküldü resmen, rezilliğin dibine vurdum!!! Kafamı refleks olarak arkama çevirdim ve fark ettim ki, çevirmemem gerekirdi... Çünkü Malx ve arkadaşları aniden sustular ve bana bakmaya başladılar. Halbuki ben sadece başlarının arasından arkadaşıma bakıyordum ve sanki Malx'e bakıyormuşum gibi oldu. Allah'tan çocuk durumu fark etti de bi zahmet birazcık hızlanıp yanıma geldi hemen. Ama nasılım görmen lazım, kıpkırmızı oldum bir anda. Neyse geçtik gittik işte. Ertesi gün bu bana "Geçen gün ki sen miydin? :D" yazdı. Elim ayağım öyle bir dolandı ki, çocuğa cevap vereceğime, arkadaşımı arayıp haber verdim... Tabi o sırada çocuk yazmış da yazmış, yazmış da yazmış... Sonra bi cesaret cevap verdim. Bunlar ben bakınca, bir şeyleri yanlış anladığımı düşünmüşler de cart da curt da falan filan. Konu kapandı. İki gün sonra Fanta Festivali var. Tabi biz genciz ya, illa gidicez bilmem kaç bin kişilik konsere. Gittik tabi. İşte hopla zıpla falan derken bi baktım Malx!!! Sap gibi dikilmiş konser alanının ortasında, saçma salak hareketler yapıyor. Bizimkiler bir ara öne gidelim dediler, ben de nefret ederim konserlerde önde durmaktan. Millet birbirine dayar durur, yok ayağıma bastın yok saçımı çektin. Cinnete gelirim orada. Biz bi gayret en arkadan en önlere geçtik. Ama nasıl daralıyorum, aklım arkada. Dans edemiyorum, hareket bile edemiyorum. İkna ettim bizimkileri arkaya geçelim diye, çıkamıyoruz bir türlü. Tıkıldık kaldık oracıkta. Ay bana bir daral geldi bir bunaldım. "Açılın bee!!!" diye inlettim ortalığı. Ama nasıl atarlıyım, gören de konser benim sanar. Bir şekilde döndük arkaya. Bizimkilerin yanına bir gittim ki tam arkamızda Malx. Ama beni gör, bir kıvırmalar, bir marjinal olmalar... Dünyadaki en iyi dansçı gelmiş de festivalde izleyiciler arasında dans ediyor dersin, yok böyle bir şey! İçmeden sarhoş oldum. Çocuğun dikkatini çekmek için dilek balonu aldım ışık falan dikkatini çeksin diye, daha neler yaptım neler... O gün çekindiğim bütün fotoğrafların arka planında o çocuk var. Neyse, dilek balonu... Yakmak için bütün millet seferber olduk, görme yani. Ama nasıl bakıyor, ben de dikkatini çektim ya, kıs kıs gülüyorum mal gibi... Yaktım, "Allaaam Malx benim olsun" amin dedim yolladım yukarıya. O gece konuşmaya başladık biz bununla. Kafası güzelmiş hafiften. Ama canımları cicimleri havada uçuruyor bu. Tabi ben zeki, ağır başlı ama eğlenceli kız modundayım. İşte gece 3'e kadar konuştuk biz bununla, sonra çıktım ben. Duramadım yine, ertesi gece yazdım buna. Felsefe yaptık uzuuunca kitaplarla ilgili. En son yazdığıma cevap vermedi bu geri zekalı. Ama nasıl sinirlendim, elimde olsa yolucam saçını başını. Bi sonraki gün sanırım bi yere gittim tam aklımdan geçiyodu ki, eve dönerken karşıdan bu geliyor. Altında kırmızı eşofman, üstünde beyaz bir tişört var. Siyah da çanta takmış. Göz kırptı geçti yine salak. Tabi o geçer geçmez benim ifade değişti, rengim kırmızı oldu. Tenim zaten sıcaktır; o geçtikten sonra ateş gibi oldum... O akşam sırf onunla karşılaşırım diye, kırmızı eşofmanımı giyip Kızım'ı tuvalete çıkardım. Tin tin tin bütün caddelerin altını üstüne getirdim, çocuk yok. En sonunda geri dönerken tam karşılaştığımız yerdeki ışıklarda durdum. Karşıya kafamı bi çevirdim, Malx ve arkadaşları. Tabi ben bir mutlu bir mutlu... Benim olduğum tarafa geldiler, ben bastım gazı. Çekirge gibi seke seke karşıya geçiyorum. Arkadaşlarından biri "Ay çok tatlııığğğ" yaptı, ama bana mı Kızım'a mı yaptı bilmiyorum. Ben bakmıyorum tabi ki, takmıyorum ya hani... Neyse, arkadan bi ses geldi, şöyle bir döndüm ki; Malx geliyor. Dedim Allah!!! Kızım yürü. Koş Kızım yoksa rezil olacağız. İçimden bütün duaları okuyorum, ama dizlerimdeki titreme geçmiyor. Neredeyse dizlerimden bükülüp çömelip kalıcam oracıkta. Tam hızlandım ki, Kızım'ın çiş yapası tuttu. Bu geldi yanıma "Bunun cinsinin adı ne yeaa" falan yaptı iki üç kelime konuştuk işte, sonra ben karşıya geçtim. Nasıl eriyorum, nasıl içim gidiyo ama. İşte ilk defa o gece bana yazdı ama dünyalar benim. BOŞVERMİŞİM DÜNYAYI mode: ON. Yazdığı şey de altı üstü "Çok geziyosun :D" Konuştuk o gece bayağı, uykusu geldi çıktı. Üç gün sonra arkadaşımla gezerken yanımdan geçti bu. Ama yanımdan geçerken nedense sadece göz kırpıyo. Bi de göz kırpılırken, ağız açılıyor kapalı kalmıyor. O gün ortak arkadaşlardan dolayı ben bunun arkadaşlarıyla falan oturdum. Otururken bu da geldi, kafenin direk arka tarafına geçti selam sabah yok tabii ki. Sonra tam ben kalkarken öne gelip göz kırptı geçti. Sinirden kuduruyorum ama. Öküz bildiğin. O akşam da yazdı bana işte "Her yerdesin :D" diye. U-ÇU-YO-RUM! İlk defa o akşam buluştuk biz, ayın 19'u. Geceydi hatta 12'ye geliyordu saat ve evden kavga gürültü çıkmıştım. Sonra her akşam buluşmaya başladık. Sürekli konuşuyoruz. Telefonda, Face'te, Twitter'da. Çok şirin bi ilişki oldu aramızda. Akşamları bu benim dizime yatıyor, ben bunun saçlarıyla, dudaklarıyla oynuyorum falan. İşte buluşmaya başladığımızın 5. günü en yakın arkadaşım sevgilisiyle kavga etti, atarlı atarlı saya söve caddeye geçiyoruz. Malx'te bana cevap vermiyor o gün bir sinir, bir sinir piyuuu. Tam ergen. Yolda kimi görsek, Malx'in tıpkısının aynısı! Tam buluştuğumuz aradan geçiyoruz, bi baktım karşımda arkadaşlarıyla top oynuyor. Bana da hiç bakmıyor, arkasını döndü beni görünce hayvan. Bastım geçtim. Ne mesaj attı, ne başka bi şey. O akşam arkadaşımla aldık çekirdekleri, oturuyoruz onunla buluştuğum sokakta. Tam duvarda otururken yere inip bağdaş kurdum, Mahsun Kırmızıgül modundayım; arkadaşım Ayş dedi kaldı. Bi baktım Malx yanında bi kızla bana bakarak önümden geçiyor. Hemen kafa diğer tarafa döndü. Bir anda türkü bara çevirdim sokağı. Yıkıcam sokağı görme yani. Tam o sırada bi mesaj geldi telefonuma "Yanına gelicem beni bekle atarlı" diye. Başlarım atarına da sana da diye kalktım sokaktan. Çekirdekleri fırlattım, Ice Tea'leri döktüm. Bir ergenus triplerindeyim ama napim atamadım sinirimi bi türlü. Sonra bu yanıma gel diyo ben işim var, az yürü git, gelmicem, istemiyorum seni görmek falan yardırıyorum. Sonra bu pat diye son sözün bu mu dedi, orada durdum ben de. Hayır dedim. Sonra aynı yerde buluştuk. Ve ilk defa o gün, orada, kavga ederken öptü beni. Sonrası mı? Bizim bununla aramız düzeldi tabi ki. Ama hep bi kavga konumuz var ki; BİZ NEYİZ'e cevabı yok paşamızın. Nasıl dokundu bana. Aramız hep bu konu yüzünden açıldı. Kendimi sanki ona kullandırıyormuşum gibi hissettim. Neyse.
Temmuz'un 7'sinde buluştuk en son. Bayağı eğlendik, güldük. Mutluyuz falan. Hatta ben bunun saçını yaptım. Şekilden şekile soktum o şebek suratı. O gece içti bu. Hiç konuşmadık. Eve gelene kadar internetin başında bekledim bunu. Yüreğim pır pır ama, dışarda içti ya. Şapşaldır o çünkü, başına bir şey gelir diye uyuyamadım bir türlü. Bi de saat 11'de başladılar içmeye, saat 1 oldu, hala yok... Bir buçukta Facebook'tan sözcük sözcük yazıyor bu
***
aşkım
beni
eve
bırakılar
yemin everim
kimse yok
ve
hani
eskiden
içinc e
derdim
ki
ben sarhoş değili,
ayak yapıyorum
bu sefer harbi
sarhoşum
yatıdfılar
kalktım
bana yardım et az
allah belamı verdim
kuran
çarpsın
acayip
dön
yor
kafam
kahve
hariç
***
Olay bu. Tabi hemen iyi gelecek şeyler söyledim. Ara dedi, aradım. Neler diyo, nasıl konuşuyor var ya. Nasıl sevimli. Ben buna bi şeyler içirdim hemen. Yatağa yattı bu sonra ve aynen şunu dedi; "Canımın içi benim, iyi ki varsın. Seni öyle seviyorum kiii! Çoook seviyorum seni canımın içi." İpler koptu. O şapşal haliyle bunu dedi ya bana, benim gözler doldu tabi... Nasıl içim gidiyor ama yarın onları hatırlamayacak diye. Ben de "Ben de seni çok seviyorum, her şeyden çok hem de" dedim. "Canımın içi..." dedi ve sustu. Uyudu sandım. Sonra nefesini dinledim... Salak uyumamış meğer, pat diye bana masal anlat dedi, ödün bi tarafa kaçma durumunu yaşadım gecenin ortasında. Anlattım masalı... Ve uyudu. İlk defa bana ihtiyacı olmuştu ve ben yanında olmuştum. Çok mutluydum falan, ilk aklına ben geldim ya çünkü. Salağım ya hani seviniyorum işte. O olaydan sonra bi süre daha aynı devam ettik. Sonra aramız bozuldu, düzeldi, bozuldu, düzeldi, bozuldu. Günlerce, haftalarca konuşmadık. Dayanamadım, otobüse binmeden yetişmek için durağa bile koştum. Konuşalım diye neler yaptım, ne çabalar harcadım, ama yok. Olacağı yok yani. Bi gün arkadaşıma göndereceğim şeyi buna gönderdim. Bu cevap attı, tartıştık biraz sonra özür diledi dalga geçer gibi. Ciddiye almadım. Ertesi akşam sürekli takıldığımız kafede arkadaşlarımla otururken bunun kapıda olduğunu öğrendim. Bi cesaret sanki bi yere gidiyormuş gibi çıktım dışarı. Arkamdan seslendi, yanıma geldi. Konuştuk, tekrar özür diledi. Son kez barıştık. Ve iki gün sonra tekrar mahvoldu her şey. Saçma salak bi olay yüzünden triplere girdi. Ben hep alttan aldım, hep üsteledim aramız düzelsin diye. Ama yok yani, zorla da olmaz ya. İki gün önce son kez kavga ettik. Çok ağır konuştuk bu sefer. Bana açık açık umursamıyorum seni dedi. Aşık falan olduğumdan değil ya, çok değer veriyorum ona. O yüzden çok canımı yaktı bu kelimesi. Hayvan oğlu hayvan göremedi bi türlü ne kadar çabaladığımı. Bataklıkta çırpınır gibi, çırpındıkça, ben battım. O yine görmedi. Çok sinirlendim. Öyle bir şey dedi ki, ben hayatımda ilk defa birine siktir git dedim. İlk defa canım gibi sevdiğim birine küfür ettim. Ben ilk defa küfür ettim. Nasıl sinirlendiysem, bilmiyorum. Böylece hayatımda ilk defa bir ilişkim bu kadar eğlenceli başlayıp bu kadar kötü bitmiş oldu. Yazdığım ya da söylediğim, ama en önemlisi yaşadığım hiçbir şeye pişman olmadım. Ama ona bu kadar değer verdiğim için kendimi hiç affetmeyeceğim sanırım.
Kötü bitirmek istemiyorum yazımı, şu an da gayet mutluyum. Çünkü hayatıma sadece akşamları giriyordu, gündüzlerimde zaten yoktu. Baykuş gibi ilişkimiz vardı abi. O ne öyle ya. Neyse, gözüm tutmamıştı zaten o çocuğu... Tamam, tutmuştu. Ama artık çoook geç bebeğim ya. :(

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder