Başlayayım en iyisi.
Bizim okula -sınıfa- 1. dönemin 2. sınavlarının olduğu zamanlarda (çok iyi hatırlıyorum) yeni bi çocuk geldi. Hoş da çocuk falan böyle. Boyu posu uzun, esmer, gülüşü desen mükemmel. Ciddi ciddi mükemmel ama, hep gülsün istersin görsen. Yani bi ara utanmasaydım çocuğun dudaklarını iki yandan kulaklarına doğru tutturacaktım yeminle. Neyse, ama bu çocuğun bi problemi var. Çocuk çok kasıntı ve soğuk. Soğukluktan ölüyor bildiğin. Ama gel gör ki bizim sınıftaki bi kaç kız pervane oldu çocuğa. Ben kapı kenarında en öndeyim, çocuk cam kenarında en arkada. Allah adeta bizi ayrı dünyalar için yaratmış! Tabi bende bir huy var ki, Allah düşman başına vermesin. Eğer birini herkes beğeniyorsa, ölsem beğendim demem. Ama içim içimi yer onun benimle ilgilenmesi için. Biz öyle böyle bi kız arkadaşımla iddiaya girdik. Dedim ben alırım bu çocuğu. Mümkün değil dedi... Bana... Bana bana... hahahahahhahahahahha
Evet, alamadım. Hatta çocukla (Kasımda geldi sayarsak yaklaşık olarak) 5 ay sonuna kadar hiiiç konuşmadık. Hatta 5. ayda da sadece bi cümle konuştuk.
Tabi bu sırada bizim sınıfta bi kızla nasıl yakınlar, nasıl iyiler kıskançlıktan çiçeğe dönüp açıp soluyorum da hiçbir şey belli etmiyorum. Düşün ya, çocuğun adını 1. ayda mı ne öğrendim, düşün o kadar kopuğuz... Konuştuğumuz cümle de şu -beden dersi-
Tabi bu sırada bizim sınıfta bi kızla nasıl yakınlar, nasıl iyiler kıskançlıktan çiçeğe dönüp açıp soluyorum da hiçbir şey belli etmiyorum. Düşün ya, çocuğun adını 1. ayda mı ne öğrendim, düşün o kadar kopuğuz... Konuştuğumuz cümle de şu -beden dersi-
-Yaa voleybolda da hiç iyi değilmişim, bunu gördük (kşr ben)
-Evet (Rex)
Ya neyse bunun üstüne işte bu o akşam mı ne Ankara'nın Bağları'yla ilgili bi şey yazmış Twitter'da. Kendimi göstericem ya, favorilere aldım hemen. o da hemen Angaralı Kumral diye tweet attı. Güldük ettik ama ondan sonra hiç konuşmadık, böyle de malız... Sonra ben bunu Facebook'ta ekledim sonra 19 Mayıs yürüyüşleri bahanesiyle yazdım sonra bi gün sırf bununla okula gidebilmek için en yakın arkadaşımda kalıp okula onunla gittim sonra yine bi gün okul çıkışında onunla takılabilmek için "Arkadaşıma gidiorm ama gç gelck benmle taklr msn yha .s.s.s.s." falan yaptım. AVM'ye gittik. Güldük eğlendik. Yerim ya. Nasıl oldu bilmiyorum ama, çıkmaya başladık. 23 Mayıs. Asla unutmayacağım tarih yani.
ahahahah şu an fark ettim ki iddiayı da gecikmeli kazanmışım. Süperim. Mükemmelim. hohohoh
Ama ilişkimiz hiçbir zaman normal olmadı. Ben çok sosyalim, o çok asosyal. Ben sinemaya gitmek isterim, o evde film izlemek. Ben gününü bana ayırsın isterim, o arkadaşlarıyla takılmak. Ve ben sevgiyi görmek isterim, o ise bilmek.
Tuhaf bi şekilde düzenimizi kurduk. Çok çılgın da bi ilişkimiz oldu. Hiç unutamayacağım şeyler yaşattı bana sevgisiyle. O arada doğumgünü geldi geçti. Pasta yaptım ona, çok da sevmişti. O gün beraber film falan izlemiştik. Çok mutluyduk.
Beraber o kadar anımız var ki. Beni ilk defa öptüğünde onun sırasındaydık mesela. İlk defa bizim terasa çıktığımızda da sanırım beşinci günümüzdü, beni ilk öptüğü gün. Beraber gün batımını izlemiştik.
Sonra daha nicelerce beraber vakit geçirdik orda. Beraber uyuduk, beraber uyandık. Geceyi gün ettik sahilde. Belki dört kere sabahlamışızdır beraber. Başımıza da gelmeyen kalmadı tabii...
Bi gün dışarda arkadaşının arabasında sabahladık, bi gün sahilde, bi gün ayrıldık eve gitmedim aldı beni kendi arabalarının içine koydu. Komşunun oğlu gitti gecenin köründe işsiz gibi ailesine söyledi. Rezillik üstüne rezillik. Ama ben çok sevdim. Sonradan sevdim. Zamanla. Sindire sindire iliklerime kadar.
Mesela kavga ederdik falan ama, içim ezilirdi de belli etmezdim. Ölürdüm gururumdan. Hay Allah'ın cezasında da katır inadı var ölse yazmaz. Ben yazardım yine. Bu zamanla hep olmaya başladı. Ama her gün sabah akşam beraberiz, sanki yıllardır sevgilimmiş gibi hissediyodum resmen. Sonra bi baktım buluşmaya üşenir oldu, arkadaşlarıyla gece gündüz beraber ama yine de onlardan kopamaz oldu bana utanmasa mesaj atmayacaktı. Ama ben hala sevdim. Bırakamadım.
Ama o beni bıraktı, sebepsizce. Utanmasa nefes alıyorsun, ayrılalım diyecekti. Tabi ben şoka girdim. Çünkü bana verdiği değeri öyle bir gösteriyodu ki hani ilişki bitse bitse benim yüzümden biter diyodum. Hiç beklemiyodum. Abartmıyorum, gecenin 2'sinden, sabahın 6'sına kadar durmaksızın ağladım. Ağlamak istedikçe daha çok ağladım. Ama ağlamasaydım mümkün değil sakinleşemezdim. Üstümde onun tişörtü sabaha kadar koklaya koklaya ağladım. ilk beş gün böyleydi. sonra mesajlar attım takmadı. Gururumu ayaklar altına aldım, umurunda olmadı çocuğun. Bi kaç gün önce arkadaşla akşam evinin oralarda olan bi cafeye gittik. Şans işte önümüzden geçti, görmedi bizi. Arkadaşım kaldırdı beni yürü gidelim konuş diye. Gittim ama çıkamadım karşısına. Tabi kalbim küt küt hala bi umut atıyo. Gittiler. Arkadaşım ara dedi, aradım. Telefonu arkadaşı açıp, basket oynuyo dedi. Evet yürürken çok güzel basket oynuyodu, kesinlikle... Yüzüne kapattım telefonu. Başka bi numaradan aradılar biz başka bi yerdeyiz falan diyo ama yemedi yani. Ben onu saçının ucundan bile tanırım gelmiş bana masal anlatıyolar. Çocuk güldü, yok kanka bu sefer kurtaramadık dedi telefonu tekrar yüzlerine kapattım. Sinirden gözlerim dolu dolu. Daha ne yapabilirdim? Çocuk, daha ayrılmadan iki gün önce ayrılalım dediğimde beni üzen de huzur veren de sensin diyodu, ayrıldıktan beş gün sonra attığım özledim mesajı umurunda olmadı. Koydu tabi bayağı. O gece son mesaj attım ona. Korkak dedim, şerefsiz, yalancı dedim. Ama onlara bile verecek cevap bulamadı, görmezden geldi. Ben de en büyük cevabımı almış oldum. Hiç sevmemişti, hiç sevmeyecekti. Anılarımızsa, sadece benim için güzeldi.
Ben ki hala bana aldığı ilk dondurmanın çubuğunu, Tadelle'nin paketini, ilk origami kutusunu saklarım hala. Hatta küpesini bile. Ama o görmezden gelip unutanı oynamakta çok başarılı, tebrik ederim.
Tabi ki sevgim öyle pat diye bitmedi, ama o artık bilmez bunu. Ne söylerim, ne gösteririm. Dönüşü de olmaz anlayacağın.
Neyse.
Herkes kendine yakışanı yapar, ben sevgime yakışanı yaptım.